2 sene önce falandı bilgisayarımdaki sabit disk arızanlanmıştı. Sürekli mavi ekran hatası alıyordum. Çok geçmeden “bad sector” olduğunu anladığımda, aklıma ilk yıllardır arşivlediğim digital fotoğraflarım ve önemli imajlarım gelmişti. Vakit kaybetmeden internette tüm harici diskleri araştırdım. Acaba hangisini almalıydım?
Hemen hemen hepsinde aynı sonuçlara ulaştım. Fiyat uygunluğu nedeniyle “Seagate Freeagent Pro 320GB” almaya karar vermiştim. Koşa koşa teknoloji marketine gidip, zaman kaybetmeden aldım ve eve dönüp tüm verilerimi yedeklemiştim. Bilgisayarımın sabit diskine format attıktan sonra garantiye gönderdim. Garantiden gelmesi yaklaşık 15 gün sürmüştü. Bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi olarak 15 gün bilgisayarınızdan ayrı kalmak ne demek bilemezsiniz.
Neyse ki, 15 gün sonra sabit diskim değişmiş yenisini vermişlerdi. Bana göre her şey yolunda gidiyordu. Harici Seagate’imde duran verileri yeni sabit diskime aktarmamıştım. Çünkü diğer diskimde yeniydi ya, sanki ona bir şey olmazmış gibi davranıyordum.
İhmalkarlığım yüzünden aradan bir kaç ay geçmişti ki, Seagate Freeagent’ım dışındaki ışıklara bir şey olmuştu. Garip şekilde yanıp sönüyordu. Nasıl korktuğumu, hayatımın gözümün önünden nasıl akıp geçtiğini görmeniz lazımdı.
Korktuğum başıma geldi. Evet harici diskime erişemiyordum. Ne yaptıysam olmadı. Taki 10 defaya yakın USB kablosunu takıp çıkardığımda bir şey keşfettim. Aman yarabbim, çalışıyordu. Evet evet evet, hemen yedek almam lazımdı. Fotoğraflarımdan başladım. Yaklaşık 3dk sonra tekrar aynı hatayı aldım. Kutunun dışındaki ışıklar sanki discodaki spotları gibi yanıp sönüyordu.
Aylarca bir kaç GB kurtarabilmek için saatlerim verdim. Türkiyede ki Seagate dispiritörne ulaşmaya çalıştım. Uluslararası internet sitesinden canlı yardım almaya çalıştım. E-postalar attım. Teoride veriler sağlamdı ama ya ara bağlantıda yada USB controler’da bir arıza vardı diye düşündüm. Ama ne yazık ki hiç bir yerden yardım alamadım. Aldığım tek cevap; garantiye göndermem gerektiği oldu. Daha 3 sene garantisi vardı ama ben bilgilerimi, fotoğraflarımı istiyordum.
Son çırpınışlarım http://ff.im/3523i buradaki yorumları okumak oldu. Hazır yaz tatiline girmişken artık içini açıp, son çare olarak doğrudan bilgisayarıma bağlamak fikrini denemek istiyordum.
Tabikide kullanım klavuzunda veya internette kutunun nasıl açılacağına dair hiç bir bilgi yoktu. Çok zorlanacağımı biliyordum, çünkü bu tür teknolojik aletleri parçalamadan açmak sadece şans olurdu. Korktuğum başıma gelmişti. Yavaştan sökerek gittiğim vidalar bir süre sonra bir şey ifade etmemeye başlamıştı.
Yapılacak tek bir şey vardı, dış kutuyu yani kasasını feda etmek. Öylede yaptım, durmadım açtım. Daha doğrusu parçaladım. Sonunda sabit diske ulaşmıştım. Acaba ne olacaktı? Hemen bilgisayarıma sabit diski dakıp BIOS ayarlarını yaptığımda, bilgisayarın başlangıçta diski gördüğünü bende görmüştüm. Çok sevindim.
Ama bir sorun vardı. Windows ne yazık ki başlamıyordu. Dakikalarca başlangıç ekranı yükleniyordu. Bir süre uğraştan sonra sabit diskimle ilgili başka bir sorun olabileceği kanısına vardım. Şimdilik beklemede duruyor. Ama asla vazgeçmedim. Yakın zamanda başka teknikler uygulamayı düşünüyorum. Hiç olmadı işkence yöntemlerini denemeyi düşünüyorum.
Aşağıda bir kaç fotoğraf var. Gördükçe içim burkuluyor. İsterseniz tüm fotoğraflara buradan bakabilirsiniz.

















Aralık 27th, 2009 at 23:17
[...] güç problemi yüzünden 3-4 sabit disk ve bir harici disk yakmışlığım var. Yani bir çok kez veri kaybı yaşadım. Aslında bu pek doğru sayılmaz. Çünkü her zaman bir yedeğim hali hazırda vardı. Tabi ufak [...]